Kendi AKLIMDA SÜZÜLEN DÜŞÜNCEMLE İNSANA SELAM olsun...

14/2/2009 - BEKLE BENİ

Tek bir haber bile çıkmasa uzaklardan

Saçma da olsa bekleyişin

Yalnız sen olsan bile bekleyen beni

Bekle beni

 

Bırak beklemekten usanmış dostlarım

Öldüğümü sansınlar benim

İçme anılar gibi acı

İçme sakın o şaraptan

 

Yağmurlar içinde bekle beni

Karlar tozarken bekle

Ortalık ağarırken bekle

Kimseler beklemezken

sen bekle beni

 

 

Konstantin SİMONOV

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/2/2009 - KALBİN AŞKLA İLGİSİ YOK

Ya ben çok aptalım, ya da insanlar taşıyamayacağı kadar ağır anlamlar yüklüyor bu organa. Ya da sembol yerine koyup kullanıyorlar da ben anlamıyorum.

Ne kadar düşünürsem düşüneyim, aşk denilen duyguyla kalp arasında hiç bir ilişki kuramıyorum.

Gözler beğenir dışına bakarak karşı cinsten birini ve duygular da ister beğendiğini her beğendiğini istediği gibi. Bu istemenin, diğer başka isteklere göre farkı daha şiddetli ve olmazsa olmaz oluşudur.
Hoşlanma ve isteme duygusunun da, yürekle hiç bir ilgisi olmadığını adım gibi biliyorum. O beynin öteki yarısındadır.

Aşık olmanın ve sevmenin dayanağı olarak gösterilen kalbin atış sayısındaki artışlardan daha fazlasının korkularda ortaya çıktığını bilmesine rağmen, insan neden aşkın kalbinden geldiğine inanır?

Günü birlik, haftalık, aylık aşklardır kalp aşkları. Hani çok istediğin bir eşyaya, arabaya sahip olup, hemen arkasından onu beğenmeyip yeni çıkan modelini çok istemek gibi bir şeydir bu.

Kalbin aşkla hiç bir ilgisi yoktur. Başlayıp bitiveren aşkların suçlusu da kalp değildir.

                                                                                                        Sağlık ve huzur bu aşkların doğal sonucudur.

Siz, önce güzeli seçiyor ve daha sonra onda duygularından başka akıl da aramaya çalışıyorsanız çabalarınız boşuna ve anlamsızdır.Aşkınız bitmiştir. Bağırın, çağırın, yanın, acıyın ister içinizden ister dışınızdan. Yanık yanık türküler söyleyin, ayrılık şiirleri okuyun, hasta olun, yataklara düşün, dünyaya küsün boşu boşuna.

Sizin de aklınız yoksa o zaman sorun yok, hayvanlar gibi yaşar gidersiniz aşk sandığınızı, o da birbirinizden bıkıncaya kadar.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/2/2009 - EŞ-SEVGİLİ FARKI ÜZERİNE


Eş ve sevgili arasında hiç bir fark yoktur. Çıplak gözle gözlenebilen, yaşanılan ve anlatılanlar tamamen bir yanılgı üzerine kuruludur. İnsanların farkına varamadıkları, sevgilinin farkı adına" evlenme cüzdanı" denilen belgeye sahip olmayışıdır sadece. O, kadının/ erkeğin birbirinin sahibi olduğunun belgesidir. Bir otomobilin ruhsatı ya da bir evin tapusudur. Nikah defterine imza atan her erkek /kadın ötekinin özel mülkiyetine kaydedildiğini  geçtiğini bilmelidir.


Sahip, kendi kölesine dilediğini yapmakta yaptırmakta sınırsız özgürlüğe sahiptir. Her zaman her yerde her ülkede her şehirde her köyde ve kasabada. O cüzdan  aynı zamanda aşkın en büyük katilidir.
Boşuna sızlanıp durmanın da yararı yoktur imza atanlara. Ya güdüleceksin ya da gideceksin yeni şehirlerde yeni güdülmelere. Çoban her yerde çobandır. Her zaman bir çobanın sahibi olacaktır.

O çok farklı sandığın, ruh ikizin ilan ettiğin, şimdiye kadar nerelerdeydin sen dediğin şirin sevgilin de edinsin hele o cüzdandan bir tane.

O zaman anlarsın dünyanın daha çok bucaktan ibaret olduğunu.

Eski eşim daha iyiydi diyerek eski sevgilinden sızlanırsın. Hata ancak bir kez yapılana denir.

İkinci cüzdan senin ahmaklığındır.

Boşuna sızlanma !

O zaman imza atarken aklın nerdeydi ! derler insana...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/1/2009 - MİMLENMİŞİZ, ZATEN ANAMIZDAN MİMLİ DOĞDUK.

Sükut Diyarının Gümüş Kadınları-Doğan Kitap
Derleyen:Fadiye FAKİR
S:161
Cümle:5
Bu Kitabıımın basılmasının  ardından Cezayir tarihinin İlk kadın Bakanı olmam istendi benden.- ACAİZÜ'L-KAMER-Zıhor YUNUSİ

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/1/2009 - BU ÜLKENİN İNSANLARI

Bu topraklar üzerinde yüzyıllardır yaşayan insanların çoğunluğu daima iyi ve dürüsttü, şimdi de öyle.

 

Çünkü onlar yaşamak için sürekli ekmek peşinde koşmaktan okuyamadılar öğrenemediler dünyayı. Farkında olamadılar ülkelerinin üzerine oynanan oyunların ve nasıl soyulduğunu anlamadılar. Gelen giden siyasilerin kendilerini kandırdıklarını da bilemediler.

 

Ama onca zorluklara rağmen çalışıp üretmekten vazgeçmediler. Gerek birbirlerini gerekse yar sevmeyi çok iyi bildiler çıkar gözetmeksizin.

Şu anda da arı ve saftır aslında ülkemiz insanının çoğunluğu.

Sorunların neredeyse tamamı, sürekli göz önünde olan ve kendini aydın ilan eden, yarı aydın zatı muhteremlerden(aslında tamamı karanlık) kaynaklanmaktadır.

 

İnsanlarının eğitimsiz kalmasının, çıkarları uğruna ülkesinin soyulmasının, gelir dağılımındaki adaletsizliğin tek nedeni onlardır.

 

Şairleri, ozanları, yazarları; türküleri, şarkıları, folkloru ile her yöresi bir başka güzel ülkemizin.

 

Soygun için siyaset yapanlar, aklını satmış köşe yazarları, nereyse babadan oğula medyatik parti, sendika, dernek başkanları; futbolcu, sözüm ona sanatçı ve mankenlerden ibaret değil bu ülke.

 

Bu ülkede, yüzyıllardır adam yerine koymasa da onlar, halk var. Var da ondan batıramıyorlar. Üretmekten başka amacı olmayan işverenleriyle birlikte fabrikalarda, tarlalarda bu halk çalışıyor ve üretiyor.

O asalaklarda köseleye dönmüş yüzleri kızarmadan gece gündüz pervasızca yiyorlar.

 

Ulusal kurtuluş savaşı deneyimi olan bu ülkeyi ne kadar uğraşsalarda batıramaz ve bitiremezler.

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Mutluluk arayan yitirdiği AKLINI arar. Bulabilen yasamda yakalar MUTLULUĞU...Duygularını aklınla yönet...

Kategoriler

Arkadaşlarım

fatossenoglu
sevgicicegii
beklemeodasi
serenselen
mesale
misra
isis osiris
yanimdaolacaktin
ozunozu
icimdekiyolculukk
herseyedairyazmak